Perşembe , Nisan 18 2019
Home / ANA SAYFA / ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA

ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA

Şehit öğretmenlerimizin aziz hatırasına.

(şehit öğretmenlerimizin bilgilerine ulaşmak için bu linki tıklayınız)

MUŞTU

Hani çorak topraklara bir katre candır ya;
Küçük bir yağmur damlacığı,

– Sen kara tahtanın başındayken kaçamak gözlerle baktığım sınıfın buğulu penceresinden,

vatanımın nazlı bulutlarının elçisi titreye titreye salındıkça ve karıştıkça kara toprağa,

genzimi yakan, aklımı çelen ve gel gel diye işmar eden,

vatan toprağımın kokusuydu doyasıya içime çektiğim.

Hani karanlığa bir başkaldırıdır ya;
Eriyen bir mumun ışığı,

– Sen, ihanetin pusu kurduğu coğrafyada,

asılırken Ay Yıldızlı Al bayrağın yerine bayrakçasına,

dalgalanırken vatan toprağının üstünde ; Hüseyin Yavuzca.

Yahut doksanüçün eylülünde Bismil Babahaki Köyünde alınıp buz gibi okul lojmanından,

vatan düşmesin diye sen düşerken hayatının baharında bir kaya parçasının dibine 

Tekirdağ Şarköy’den Neşe Altence, Denizli Tavas’tan  Numan ve eşi Ayşece.

Unuttuğumu sanmayın Kubilay’ı, 

yetmişdokuzun haziranında Şahinbeyin  Fransız’a kurşun sıktığı yerde kurşun yiyen öğretmen Mehmet Saygıgüder’i, 

Bayram ve Yasemin Tekin ile kızları Betül’ü, 

Magusa limanı, limandır amman amman, Beni öldürdende yoktur din iman diyen Aybüke’yi

Pülümür Çayında bir yıldız gibi parlayan Necmettini,

öğretmenim biliyorum unutamam, unutturmam yüzlercesiniz de,  

kalleşçe yapılmış bir ihanetti içime çektiğim.

Hani aşığına bir ümittir ya;
Sevdiğinin o sıcacık bakışı,

– Sen o bakıştan alıp gücünü, heyecanla beklerken sabahı, kararmasın diye saf gönüller,

geceden kalma barut kokusu dolu odana güneşin o soğuk yüzü sızmışken, bedenindeki kurşunun sesi utancından sinmişken toprak damlara,

“hakkını helal et anam doyamadım sana!” der gibi açık giden gözlerinle,

bulunan nefessiz bedeninden sızan asil kanın karışırken vatan toprağına,

bir intikam yemini idi içime çektiğim.

Ve sılayı gurbete bağlayan muştudur ya;
Hasret kokan bir mektup,

– Sen beklerken ve beslerken ülkene dair yeni ümitler, dikmişken gözünü yeni ufuklara;

anadan, babadan, gardaştan, yardan gelen kara haberde ‘Bu da geçer!’ derken  erkekçesine,

yiğide yakışan asil bir sabırdı içime çektiğim.

İşte sen de;
o yağmur,
o ışık,
o sıcacık bakış,

Ve o MUŞTUSUN gönlüme
ÖĞRETMENİM.

Mehmet TUNÇER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir